
19. yüzyılın ikinci yarısında moda dünyası, İngiliz tahtına büyüleyici Kraliçe Victoria’nın çıkışıyla sarsıldı. Muhteşem kıyafetleri sayesinde küresel bir moda öncüsü haline geldi ve bu, tüm bir döneme damgasını vurdu. Günümüzde bile Viktorya tarzının unsurları asaletin ve gerçek zarafetin simgesi olarak kabul edilmektedir.
Tarihçe
1837 yılında İngiltere, 18 yaşındaki genç Victoria’yı kraliçe ilan etti. O andan itibaren ihtişamlı kıyafetleri ve değerli mücevherleriyle tüm dikkatleri üzerine çekti. Dış görünüşüyle olağanüstü bir güzelliğe sahip olmasa da, birçok kadın için bir idol haline geldi.
Kadınlar genç hükümdarın tarzını taklit etmeye başladı. Kısa sürede Victoria’nın giyim tarzına benzemeye yönelik bu eğilim, doğrudan “Viktorya stili” olarak adlandırılan bir moda akımına dönüştü. Kraliçe, tahtta yaklaşık 64 yıl kaldı ve bu süre dünya tarihinde bir dönemi temsil etti.
Kraliçenin etkisiyle, kum saati siluetine sahip elbiseler moda oldu ve kadınların figürünü ön plana çıkardı. O dönemde güzellik anlayışı günümüzden oldukça farklıydı. Kadınlar dolgun vücut hatlarıyla gurur duyuyor ve yeni elbise kesimleri bu kıvrımları mükemmel şekilde vurguluyordu.
Böylesine zarif elbiseler herkesin erişebileceği kıyafetler değildi. Kadife, ipek veya saten gibi pahalı kumaşlardan dikiliyordu. Viktorya dönemi kıyafetleri, çok katmanlı yapıları ve farklı dokuların bir araya getirilmesiyle öne çıkıyordu.
Elbiselerin daha hacimli görünmesi için altına birçok kat astar etek giyiliyordu. Bir elbisenin dikimi uzun zaman alıyor ve usta terzilerin emeğini gerektiriyordu. Dolayısıyla, böyle bir kıyafete sahip olmak ciddi maliyetler gerektiriyordu.
Belirgin Özellikler
Viktorya dönemi elbiselerinin en karakteristik unsuru korsetti. O kadar sıkı bağlanıyordu ki, kadınların nefes alması zorlaşıyordu. Hatta sağlık açısından zararlı olduğu bilinmesine rağmen, modaya düşkün kadınlar korselerini daha da sıkı bağlamaktan çekinmiyordu.
Elbiselerin ihtişamlı görünmesini sağlamak için birden fazla astar etek giyilmesi gerekiyordu. Bu, vücuda kum saati şekli kazandırarak dik bir duruş sağlıyordu. Daha sonra, hareketi kolaylaştırmak amacıyla astar eteklerin içine çemberler eklenmeye başlandı.
Viktorya kıyafetleri, farklı kumaşların ve dokuların katmanlı birleşimiyle dikkat çekiyordu. Aynı renk tonlarının farklı kumaşlarla bir araya getirilmesi, son derece zarif bir görünüm oluşturuyordu.
Viktorya dönemi kadınları saten, ipek veya kadife gömlekler ve bluzlar giymeyi severdi. Bu parçalar genellikle dantel veya nakış işlemeleriyle süslenirdi. Kadınlar ata binmeye başladığında, yüksek yakalı bluzlar moda haline geldi. Bu bluzlar genellikle geniş fırfırlar veya jabotlarla tamamlanıyordu.
Gündelik kıyafetlerden farklı olarak, gece elbiseleri omuzları açıkta bırakıyor veya derin dekoltelere sahip oluyordu. Bu nedenle, bir gece kıyafetinin vazgeçilmez aksesuarı şal veya pelerin oluyordu.
Her kıyafet mutlaka gösterişli takılarla tamamlanmalıydı. Kadınlar her türlü etkinlikte değerli kolyeler ve yüzükler takıyordu.
Renkler
Kumaşlar genellikle zengin ve derin tonlara sahipti. En popüler renkler arasında mavi, bordo, mor, sarı, beyaz ve siyah bulunuyordu.
Günümüz Modasında Viktorya Stili

Günümüz tasarımcıları, Viktorya döneminin zarif unsurlarını eserlerine ustalıkla entegre etmeyi seviyor. Elbette, kat kat eteklerden oluşan ağır elbiseler ve nefes almayı zorlaştıran korseler geçmişte kaldı. Ancak özellikle gelinlikler ve mezuniyet elbiselerinde kullanılan bazı detaylar, kıyafetlere gerçek bir kraliyet ihtişamı katıyor.
Kraliçe Victoria’nın stilinden ilham alan elbiseler genellikle mavi, mor, turkuaz tonlarında olurken, altın ve gümüş dokunuşlar asil bir görünüm sağlıyor. Günümüz moda tasarımcıları da eski dönemlerin zarafetini yansıtan el işlemeleri, inciler ve nostaljik süslemelerle kıyafetlerine karakter katıyor.
Ralph Lauren ve Alexander McQueen gibi ünlü tasarımcıların koleksiyonlarında da Viktorya döneminin etkileri açıkça görülüyor. Özellikle yüksek yakalı bluzlar, bu tarihi dönemin ruhunu modern moda anlayışıyla harmanlıyor.
Modern korseler ise artık geçmişteki kadar rahatsız edici değil. Üstelik yalnızca elbiselerle değil, kot pantolon, şort veya kalem etek gibi pek çok farklı parçayla kombinlenerek şık ve çağdaş bir görünüm sunuyor. Böylece, hem günümüz modasına uyum sağlıyor hem de geçmişin asil dokusunu hatırlatıyor.
Viktorya dönemi tarzı, gotik, steampunk ve Japon loli modası gibi çeşitli alt kültürler tarafından benimsenmiştir. Bu tarz, korseler, kabarık etekler, danteller, fırfırlar ve jabotlu bluzlar gibi öğeleri içerir.
Viktorya Tarzında Bir Görünüm Nasıl Oluşturulur?
Günümüzde Kraliçe Victoria’nın hüküm sürdüğü dönemi hatırlatan bir stil yaratmak için ünlü tasarımcılara başvurmak veya ihtişamlı kıyafetler diktirmek zorunda değilsiniz. Birkaç basit ipucu ile bu zarif tarzı kendi görünümünüze uyarlayabilirsiniz.
Eğer resmi bir etkinlik için Viktorya tarzında bir kombin oluşturmayı planlıyorsanız, aşağıdaki önerilere sadık kalmanız faydalı olacaktır. Ancak, günlük kıyafetlerinize geçmişin büyüsünü katmak istiyorsanız, birkaç küçük detay yeterli olacaktır.
Romantik bir akşam yemeği veya seçkin bir davet için uzun, kapalı yaka saten ya da kadife bir elbise harika bir seçimdir. Kesimi sade olsa da, zarif işlemeler kıyafete asil bir hava katar. Viktorya tarzını tamamlamak için çiçeklerle süslenmiş şık bir şapka ve altın veya gümüş takılar kullanılabilir. Geleneksel bir korse yerine, beli vurgulayan geniş ve zarif bir kemer de tercih edilebilir.













