
Geçmiş yüzyılın efsanevi 60’ları, dünya modasının tarihindeki en parlak dönemi temsil etmektedir. Bu döneme ait karakteristik öğelerin, günümüz podyumlarında yeniden ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. Cesur mini etekler, gökkuşağı renkleri, net geometrik desenler, büyük aksesuarlar ve sentetik kumaşlar, o dönemde tamamen yeni bir moda anlayışının şekillenmesine yol açmıştır.
Yeni Trendlerin Doğuşu
1960’lı yıllarda, savaş sonrası doğan çocuklar olgunlaşıyor. Savaşın getirdiği büyük kayıplara rağmen, Avrupa hızla yeniden yapılanmaya başlıyor, ekonomik büyüme hızla ivme kazanıyor. Zeki ve enerjik gençler büyük talep görmekte.
Gençler, iyi bir gelir elde etme ve bağımsız bir yetişkin hayatı sürme imkanına sahipler. Kendilerini daha büyük bir nesilden farklı kılmak, başka müzikler dinlemek ve giyim tarzlarını sergilemek istiyorlar.
Gençlerin, moda dünyasında kendilerine özgü stillerini sergilemek istemeleri, couture tasarımcılarının iş anlayışını değiştirmelerine neden oldu. Kitlesel tüketim, tasarımcıları sadece bireysel müşteriler için değil, aynı zamanda geniş kitleler için de çalışmaya yöneltti. Moda altyapısının oluşmaya başlaması ve belirli kıyafet modellerinin satışının yasal düzenlemelere tabi olması, popüler markalara olan ilgiyi başlattı.
O dönemin stil ikonları, günümüzde hâlâ feminenlik ve güzellik örneği olarak kabul edilen kadınlar oldu: Marilyn Monroe, Audrey Hepburn, Catherine Deneuve, Sophia Loren, Brigitte Bardot ve Jacqueline Kennedy. Ayrıca o dönemde podyumda, dünyaca ünlü ilk model haline gelen Twiggy de ortaya çıktı. Twiggy, mankenlerin nasıl görünmesi gerektiğine dair anlayışı şekillendiren isim oldu.
Karakteristik Özellikler
Bu tarz, 1960’lı yıllarda geniş bir şekilde yayılmaya başlar. Ünlü haute couture tasarımcıları, kadın vücudunun güzelliğini en iyi şekilde ortaya koyan kıyafetler tasarlamaktadırlar. Savaş sonrası yıllarda popüler olan geniş pantolonlar ve erkek tarzı, artık günlük yaşamın sıradan bir parçası haline gelmiştir. Etekler, “mini” olarak adlandırılan inanılmaz derecede kısa boylara ulaşır.
60’lı yıllarda moda, renk ve dokularda zıt kombinasyonlarla tanımlanıyordu. Dar kesim koyu pantolonların üzerine mutlaka geniş, açık renkli bluzlar giyilirdi. Vücuda oturan kıyafetlerle geniş kenarlı şapkalar bir arada kullanılırdı. Elbiseler, A kesimi şeklindeydi. Vücuda oturan üst ve kabarık eteklerden oluşan modeller oldukça popülerdi.
Çarpıcı desenli kumaşlardan yapılan modeller de oldukça yaygındı. Ekoseli, çizgili, puantiyeli veya diğer geometrik figürlerle tasarlanmış kıyafetler tercih edilirdi. Renkler, kişisel tercihlere göre seçilirdi; önemli olan kontrast oluşturmaktı. İş elbiseleri ve resmi kıyafetler için ise pastel tonları daha uygun olurdu. Ayrıca, “psikedelik” renklerde soyut desenler de dönemin en popüler öğeleri arasındaydı.
Kadın giyimine sentetik kumaşlar hızla girmeye başladı. Vinil kumaşlardan yapılmış kıyafetler veya plastik detaylara sahip elbiseler, sokaklarda sıkça görülen bir görüntüydü. Bu kıyafetler, büyük boncuklardan yapılmış plastik kolyeler ve bileziklerle tamamlanırdı. Şinylon peruklar, abartılı takma kirpikler, kabarık peruklar, plastik takılar ve diğer “doğal olmayan” öğeler oldukça kabul edilebilirdi.
Retro Tarzı Nasıl Yeniden Yaratılır?
1960’ların genç kadınları, harika bir zevk anlayışına sahipti. Bu, şık giyinmek isteyen entelektüel bir gençlikti. Bu nedenle, herhangi bir görünüm, zarif tavırlarla ve kültürel davranışlarla uyumlu olmalıydı, aksi takdirde stil garip görünebilirdi.
1960’ların kadınları, mini etekleri, A kesimli veya düz kesim elbiseleri, ince kazakları ve vücuda oturan trikotajları çok severdi. Soğuk havalarda ise, üç çeyrek kollu, koyu mavi, kahverengi veya pembe renkteki bir tweed ceket mükemmel bir seçenekti.

Saç stilleri, tamamen farklı iki ana tarzla karakterize edilmiştir:
Çoğu moda ikonu, “babet” tarzını tercih ederdi; bu, klasik geometrik kesimlerden daha karmaşık bir işlem olsa da, hacimli topuzları yapmak daha çok tercih edilirdi. Ayrıca, genç kızlar saçlarını yukarıya doğru kıvrılmış uçlarla şekillendirir ve başlarına elbiseyle uyumlu geniş kurdeleler takarlardı.
Retro tarzındaki bir kıyafet, büyük aksesuarlarla tamamlanabilir. Boyna kısa zincirler veya şallar, bileğe büyük plastik bilezikler takılabilirdi. O dönemde, kalın çerçeveli yuvarlak lensli gözlükler ya da kedi gözü şeklinde popülerdi. Kıyafetin en dikkat çekici unsuru, beyaz eldivenler olabilir.
Tarzı tamamlayan makyaj, kuyruklu eyeliner ve yoğun maskara ile belirginleşmiş gözlerdir. Dudaklar ise nötr tonlarda bir ruj veya parlatıcı ile hafifçe renklendirilebilir.
Альтернативные стили
İlk uzay uçuşu ve bu alandaki diğer başarılar, 1960’lı yılların toplumunu derinden etkilemiş ve “uzay tarzı”nın doğmasına ilham vermiştir. Bu tarz, özellikle disko meraklıları arasında oldukça popülerdir.
Ünlü haute couture tasarımcısı André Courrèges, bir defilesinde modellerini gümüş tonlarında sentetik kumaşlardan yapılmış kıyafetlerle giydirmiştir. Şapkalar, astronot kasklarını andıran şekillerde, vinilden yapılmış yarım botlar ise modelleri, adeta uzay yolcuları veya uzaylılar gibi göstermekle kalmamış, aynı zamanda bu stilin temel öğeleri haline gelmiştir. Bu tarz, diğer ünlü tasarımcılar Paco Rabanne ve Pierre Cardin tarafından da benimsenmiştir.
1960’ların ikinci yarısında, etnik tarz ve hippie modası hızla yayılmaya başlamıştır. Bu stiller, geniş bir gençlik kitlesi arasında popüler olmasa da, renkli, şekilsiz elbiseler, uzun serbest bırakılmış saçlar ve doğal malzemelerden yapılmış aksesuarlarla 1960’lar tarzını yeniden yaratmak için mükemmel bir seçenek olabilir, hatta geleneksel olmayan bir görünüm olsa da.














